Macworld yazarı Jason Snell, katıldığı WWDC 2008 etkinliğinde kullanma fırsatına kavuştuğu yeni iPhone 3G izlenimlerini site ziyaretçileri ile paylaşmış. Biz de ilgilenen okurlarımız için yazının Türkçesini yayımlıyoruz…
Evet, ona dokundum.
Kabul ediyorum, iPhone 3G’ye dokunmak Ocak 2007′de duyurulan ilk iPhone’a dokunmuş olmak kadar etkileyici olmasa da önümüzdeki ay süresince pek çok kişiden önce iPhone kullanmış olan biri olacağım. Bunu da belirttikten sonra izlenimlerimi paylaşmama izin verin.
Esasında bu yeni iPhone, eski iPhone’a çok benziyor ve görünüşe bakılırsa eski iPhone’dan biraz daha hafif, ancak Steve Jobs’un belirttiğinin aksine ben yeni telefonun elimde oluşturduğu histe eskisi ile yenisi arasında herhangi bir fark göremedim. En büyük kozmetik değişiklik hiç şüphesiz cihazın arkasında, metal arka yüzey yerine siyah plastik kullanılmış. Arka panelin kıvrımları eskisi kadar keskin değil ayrıca cihaz üzerinde standart kulaklık girişi kullanılmış. iPhone 3G’nin yan köşelerinde bulunan düğmeler de gümüş renkli metal düğmeler ile değiştirilmiş (ilk iPhone’da siyah plastik idi). Düğmelerin köşeleri ilk iPhone’a kıyasla daha keskin, ancak yine de ilk iPhone’da o düğmelere sadece birkaç kez bastığımı söyleyebilirim.

Apple’ın Uluslararası iPhone Ürün Pazarlama Kıdemli Yöneticisi Bob Borchers bana iPhone 3G’nin ilk iPhone ile aşağı yukarı aynı boyutlarda olduğunu ancak bu boyutlara çok daha fazla pil ömrünün yanısıra 3G desteğini de eklediklerini belirtti.
Plastik arka yüzey ayrıca cihazın hem Wi-fi, hem GSM hem de GPS sinyal alım gücünü arttırdığı da biliniyor. Bu özellikle ilk iPhone’un sinyal gücü ile sorun yaşayan kullanıcılar için iyi bir haber.
iPhone 3G’nin yeni GPS özelliklerini sorduğumda Borchers, iPhone’un Wi-fi ve GSM kulelerinden gelen sinyalleri işleyerek bulunduğunuz noktayı belirlemeye yarayan Core Location özelliğine GPS’in de dahil edildiği belirtti. GPS’in kapalı mekanlarda işlevsiz olduğu da göz önüne alındığında bu gibi durumlarda, GSM ve Wi-fi bileşenlerinin yer bulmada devreye gireceğini de sözlerine ekledi. Ayrıca iPhone ile çektiğiniz fotoğraflarda da coğrafi etiketleme uygulanacak. Bunun anlamı, siz iPhone ile bir fotoğraf çektiğinizde cihaz o an bulunduğunuz coğrafi konumu fotoğrafın meta verilerine işleyecek. Bu durum özellikle iPhone ile çekilen seyahat fotoğraflarında oldukça fazla yarar sağlayacaktır.

Apple iPhone için detaylı harita verisi sunmayacak, bunun yerine Google’ın sunucuları üzerinden sağlanan verileri kablosuz olarak cihaza aktaracak. Aslında bu durum özellikle üçüncü parti yazılım geliştiricilerinin işine yarayacaktır. Aslında GPS üreticisi TomTom, iPhone GPS yazılımının çoktan hazır olduğunu ve piyasaya sürüleceğini belirtti. Ben özellikle bu alanda büyük bir rekabet olacağını düşünüyorum. Firmalar, iPhone’un GPS özelliğini kullanarak sesli yönlendirme ve doğrudan cihaz üzerine yüklü haritaların bulunduğu yazılımları piyasaya süreceklerdir.
Gelin biraz da pil ömründen bahsedelim. iPhone 3G, 2G ağlar üzerinde 10 saate; 3G ağlar üzerinde ise 5 saate kadar konuşma süresi vadediyor. Aslında bu şaşırtıcı değil, zira 3G sinyalleri çok daha fazla güç tüketiyor. Bu durum geçen yıl piyasaya sürülen iPhone’un 3G’yi desteklememesinin en büyük sebeplerinden biri olduğunu hatırlatayım.

“Esasında, 3G sinyaller 2G sinyallere oranla daha farklı, zira 2G sinyaller uzunca bir süredir kullanılıyor ki bu sayede gün geçtikçe ilgili teknoloji daha çok optimize edilebildi” dedi Borchers. “3G için 5 saat konuşma süresi halihazırda çok iyi. Bizim yapabildiğimiz şey özellikle bu sürelere ulaşabilmek için güç yönetiminde oldukça agresif çalışmamız.”
Eğer iPhone pilinden daha fazla verim alabilmek istiyorsanız iPhone ayarları üzerinden 3G bağlantısını kullanmamayı seçebilirsiniz. Borchers, pek çok müşterinin buna rağmen 3G bağlantıyı kullanmayı tercih edeceğini belirtiyor.
Tüm bunların yanısıra bir de yeni, gülünç denebilecek kadar küçük iPhone adaptörü var. Eski iPhone’un adaptörü aslında iPhone’un ya da MacBook adaptörünün küçültülmüş bir sürümü olarak görünüyordu. Yeni adaptörün bir yüzünde ise priz, diğer yüzünde ise USB kapısı bulunuyor. Siz de bu sayede iPhone ile birlikte gelen USB kablosunu cihazınızı bilgisayarınıza bağlarmışçasına adaptörün arkasındaki USB kapısına yerleştirerek cihazınızı şarj edebiliyorsunuz.
iPhone ile oynamaya pek fazla zaman bulamadım, ancak yine de birkaç üçüncü parti yazılımı kullanabilme fırsatım oldu. MBN uygulaması büyüleyiciydi. Uygulama ile anlık skorları görebildim ve ayrıca o an oynanan maçların videolarına ulaşabildim.

Ayrıca Super Monkey Ball ile de oynayabildim. Oyunun kontrollerini biraz zor buldum, ancak belki de iPhone’u yanlış tutuyordum. Yine de grafikler ve kare/sn hızı büyüleyiciydi. Her ne kadar evdeki Nintendo Wii kadar olmasa da taşınabilir bir oyun konsoluna göre oldukça iyi (iPhone’un taşınabilir bir oyun konsolu da olduğunu bilmiyor muydunuz? Öyleyse artık biliyorsunuz.)
Not: Bu makale Macworld.com‘da yer alan makalenin Türkçeleştirilmiş halidir.
yazar: macosxpc